Bu makalenin en son gözden geçirilme tarihi
Bu makalenin en son değiştirilme tarihi
16 Ağustos 2017.

Kan bankacılığı kanın toplanması (bağış), test edilmesi, işlenmesi ve daha sonra kullanılmak üzere (kan nakli) saklanması süreçlerini içermektedir. Kan bankacılığı acil tıp ve cerrahinin temel taşı olup kanın ve bileşenlerinin güvenli kullanımını güvence altına almak için klinik laboratuvara bağımlıdır. Bu yazı kan bankacılığının dört kilit öğesine bir bakış sağlamaktadır:

  1. Kan bağışlamak
  2. Kan stoğunu korumak
  3. Uygun ve doğru kullanılmasını temin etmek ve  
  4. Vericiler ve alıcıları ilgilendiren riskler  

Kan nakilleri (transfüzyonları) başka bir deyişle bir kişiden diğer kişinin kan dolaşımına kan ve kan ürünlerinin nakli travma yaralıları, büyük cerrahi girişim veya başka nedenlerle kan kaybedenlerin yaşamlarını kurtarma açısından zorunludur. Kemoterapinin etkileri, kanser, orak hücre hastalığı ve talasemi  gibi nedenlerle oluşan ağır anemiyi tedavi etmek için de kan nakillerinden yararlanılmaktadır.

Accordion Title
Kan Bankacılığı
  • Kan bağışlama

    Kimler kan bağışında bulunabilir? 
    Kan bağışçıları çok büyük ihtiyaç duyulan bir hizmeti veren gönüllülerden oluşmaktadır. 
    Alıcıların ve kendilerinin güvenliğini temin için vericilerin bazı kriterleri karşılaması gerekmektedir.  
    Vericiler:

    • En az 18 yaşında olmalı (18-65 yaş arası olmalı)
    • Sağlıklı olmalı
    • En azından 50 kg ağırlığında olmalı
    • Kan bağışından önce fizik muayene yapılması ve hasta öyküsünün alınması gerekir.

    Fizik muayene kan basıncı ölçümünü, beden ısısının ölçümünü ve nabız sayımını içerir.
    Hem verici hem de alıcının sağlık durumunu korumak için uygulanan hasta öyküsü anketi, kan nakliyle geçebilen HIVhepatit B ve C hastalığına neden olan virüslere potansiyel maruz kalmanın sorgulanmasını içermektedir. 
    Bazı kişilerin sağlık kaygıları nedeniyle kan bağışı yapmasına izin verilmez: 

    • Yaşamında yasadışı ilaçları damar yoluyla (IV) kullananlar
    • Başka erkeklerle cinsel temasta bulunmuş erkekler
    • Hemofilililer
    • Faktör konsantresi kullananlar
    • HIV  testi pozitif olanlar
    • Para karşılığı cinsel ilişkiye girenler
    • Cinsel yolla bulaşan hastalık geçirenler
    • Hepatiti olanlar
    • Crueutzfeldt-Jakob hastalığı (CJD) olanlar veya CJD’li hastanın yakın akrabaları
    • Bazı yolculuklar veya sağlık sorunları geçici olarak ertelenmeyi gerektirebilir.

    Kan bağışı sırasında  belli ilaçları almanıza bazı kısıtlamalar getirilebilir. Kan bağışı yapmak için uygun olmayabilirsiniz veya kan bağışlamanız belli bir müddet ertelenebilir. Aşağıdaki ilaçları alanlar, ilacın son dozunu aldıktan 1 ay sonra kan bağışında bulunabilirler:

    Akutan (isotretinoin) akne tedavisi için kullanılır. 
    Proscar (finasteride) iyi huylu prostat bezi büyümesinin tedavisi için kullanılan bir ilaçtır. 
    Propecia (finasteride) saç dökülmesi için kullanılan bir ilaçtır.

    Tegison (etretinat) sedef hastalığının tedavisinde kullanılan bir ilaçtır ve bu ilacı alanlar hiçbir zaman kan veremezler. Soriatane (acitretin) de aynı hastalığın tedavisinde kullanılmakla beraber son doz alımından 3 yıl sonra kan bağışı yapılabilir.

    Hepatit B immün globülin 12 ay ertelemeyi gerektirir.  Ayrıca, bir enfeksiyon için bir antibiyotik veya başka bir ilaç alıyorsanız durumunuz değerlendirilecek ve geçici olarak kan bağışınız ertelenecektir. Yakın zamanda aşılandıysanız değişik süreler kan bağışı yapmanız ertelenir. 
    Kan bağışı yapanlar kişisel olarak kan stoğunun güvenliğini sağlamaya yardımcı olma sorumluluğu taşımaktadır. Geçmiş hastalıklarınıza veya kan bağışından hemen önce maruz kaldığınız rahatsızlıklara ait kaygılarınız veya sorularınız olabilir. Kan bağışınızdan belki de yakınınız yararlanacaktır.

    Kan nerede bağışlanabilir ? 
    Kan bağışı ülkemizde Kızılay Kan Merkezleri, hastanedeki verici merkezleri ve geçici olarak kurulan mobil merkezlerde yapılabilir.

    Ne kadar ve sıklıkla bağış yapılır? 
    Genellikle dirsek ekleminin iç kısmındaki bir toplardamara yeni ve steril bir iğne ile girilerek genellikle bir ünite (450 mL) kan, kan torbasına alınır.  Vücudunuz bağış sırasında kaybolan sıvıyı 24 saatte, kırmızı kan hücrelerini ise 2 ayda yerine koyabilir.  Bu nedenle tam kan bağışı 8 haftada yalnızca bir kez  yapılmalıdır. Eritrosit aferezi denilen bir yöntemle 16 haftada bir, bir seferde iki ünite eritrosit verilebilir. Trombositler ise genellikle 4 haftada bir aferez denilen yöntemle verilebilir.

    Ülkemizde Kızılay Kan Merkezleri yılda en fazla 4 kez olmak üzere 3 ayda bir kan bağışlamaya izin vermektedir.
     

     

    Kanın bileşenleri nelerdir? 
    Kan birkaç bileşenden ibarettir. Bu bileşenler laboratuvarda ayrıştırılarak her biri farklı gereksinmeleri olan çok sayıda hastaya nakledilebilir. İnsanlar tam kan içindeki bileşenlerin tümüne nadiren ihtiyaç duyacaktır. Bu bileşenler:

     

    • Kırmızı kan hücreleri (RBC)- kandaki ana hücresel bileşendir. Vücut dokularına oksijen taşır. Mide-bağırsak sistemi kanamaları ve böbrek yetmezliğine bağlı anemi tedavisi ile travma veya cerrahi sırasında kan kaybı nedeniyle oluşan aneminin tedavisinde kullanılır.
    • Trombositler (Platelet)– pıhtı oluşumu için gerekli hücresel bileşenlerdir. Trombosit eksikliği (örn: trombositopeni) veya anormal trombosit fonksiyonunun kanamayı kontrol için yetersiz kaldığı lösemi ve  diğer kanser ve hastalık tiplerinin tedavisi için kullanılırlar.
    • Plazma – kırmızı ve beyaz kan hücreleri ve trombositlerin süspansiyon halinde bulunduğu kan sıvısıdır. Plazma kan basıncının, vücudun sıvı-elektrolit ve asit baz dengelerinin  idamesinde ve atıkların taşınmasında rol alır. Pıhtılaşma faktörüne spesifik konsantreler mevcut olmadığında kanamayı kontrol etmeye yardımcı olur.
    • Kriyopresipitat antihemofilik faktörler (AHF) – hemofili ve von Willebrand hastalığı olan kişilerde kanamayı kontrol etmeye yardımcı olan pıhtılaşma faktörlerini içeren plazmanın bir bölümünü oluşturur. Virüslerle inaktive olmuş Faktör VIII ve von Willebrand faktörü  içeren konsantrelerin mevcut olmadığı durumlarda veya  hemostatik preparat (fibrin yapıştırıcı) olarak cerrahi sırasında kullanılmaktadır.
    • Beyaz kan hücreleri  – alerjik reaksiyonları içeren bağışıklama sürecinde işlev gören ve  enfeksiyonla savaşan hücresel öğelerdir. Granülositler denilen bir türü, antibiyotik tedavisine yanıt vermeyen enfeksiyonlarla savaşmak için damar içi yolla verilebilir. Ancak bu tedavi şeklinin etkinliği halen araştırma evresindedir.

    İlk önce pıhtılaşmayı engellemek için kan işlenir ve daha sonra olduğu gibi  bırakılarak  bu bileşenlerin ayrışması sağlanır. Eritrositler dibe çöker , plazma ise yukarı çıkar. Bu bileşenlerin ayrılması için santrifüj kullanma süreci hızlandırabilir. Daha sonra plazma alınıp steril bir torba içine yerleştirilir. Trombositleri ayırmak için kullanılan bir santrifüj yardımıyla trombositler, plazma ve Kriyopresipitat antihemofilik faktörler hazırlanabilir. Diğer vericilerden alınanlarla birlikte plazma havuzunda toplanabilir ve albümin, immünoglobülin ve pıhtılaşma faktör konsantreleri gibi saflaştırılmış plazma proteinlerini oluşturmak üzere daha ayrıntılı işlenebilir (fraksiyonlanma). Daha fazla bilgi için kan ve kan ürünlerinin ayrıntılı listesine bakınız

    Otolog kan bağışı nedir ? 
    Başka bir kan bağışı tipi de otolog kan bağışıdır. Kanı veren ve alan  kişinin aynı olduğu kan bağışlarına denmektedir. Kan nakline gereksinme  olasılığının yüksek olduğu bir cerrahi prosedürden önce insanlar otolog kan bağışı yapmayı tercih edebilirler. Bu işlemin de  riskleri olmasına rağmen otolog kan bağışı kişinin kendi kanının yine kendisine verilmesi anlamına geldiğinden birçok risk  minimal düzeye inmektedir. 
    Cerrahiden 72 saat öncesine kadar insan kanını kendine bağışlayabilir. Kişinin kendi  kırmızı kan hücreleri sayısını artırmasına yardımcı olmak için demir takviyeleri veya eritropoietin de reçetelendirilebilir. Kullanılmayan otolog kanlar cerrahi sonrası genellikle atılır. Ancak acil durumlarda, tam olarak testten geçirilmiş ve alıcıyla uyumlu bu kanlar başka birine nakledilebilir. 
    Otolog kan bağışları doktorların hepsi tarafından önerilmemektedir. Otolog kan bağışı yapılan hastalarda cerrahi sonrasında düşük hematokrit düzeylerinden kaygılanılmaktadır. Hasta ve doktoru birlikte karar vermelidir.  Cerrahi sırasında kaybolan kanların toplanıp hastaya verilmesi gibi başka seçenekler de tercih edilebilir.

  • Kan stoğunun korunması

    Bağış kanının test edilmesi 
    Kan bankası laboratuvarında bağışlanan kanların tümüne belli bazı testler uygulanmalıdır. Bu testler vericinin ABO kan grubu ve Rh’sinin tayini ve kanın güvenli olduğundan emin olmak için birkaç tarama testini içerir.  1) Beklenmedik ve alıcıda reaksiyonlara neden olabilen eritrosit antikorlarının varlığında (önceki transfüzyon veya gebelik sonucu olabilir); 2) Trombosit ünitelerinde bakteriyel kontaminasyon ve  3) Halen ve geçmişte bulaşıcı enfeksiyon varlığında tarama testleri istenir. Bağış yapılan her ünite kan aşağıdaki testlerden geçer:

    Yanlış (yalancı) pozitifleri dışlama amacıyla pozitif sonuç veren testler doğrulayıcı testler ile tekrarlanır.

    Testler bir kez tamamlandıktan sonra  bu enfeksiyonları içermeyen kan üniteleri gerektiğinde kan naklinin yapılmasına olanak tanır.  Enfeksiyon saptananlar atılır ve vericiye haber verilip ilerde kan bağışı yapması yasaklanır. 
    Halen sıtma gibi enfeksiyon hastalıklarının test edilemediğini bilmek de önemlidir. Bağışlanan kan ünitesinde testlerle saptanamayacak bir enfeksiyon etkeninin var olma ihtimali eskiden veya halen bulaşıcı enfeksiyonları olduğunu bildiren vericilerin önemini vurgulamaktadır.

    Kanın Güvenle Stoklanması 
    Tam kan ve kan ürünlerinin uygun biçimde saklanması gereklidir.

    • Kırmızı kan hücreleri soğutucuda saklanmalıdır. Bu hücreler soğutucuda  en fazla 42 gün veya donmuş vaziyette 10 yıl kadar tutulabilir.
    • Trombositler oda sıcaklığında en fazla 5 gün saklanabilir.. 
    • Taze donmuş plazma 1 yıla kadar donmuş durumda tutulabilir. 
    • Taze donmuş plazmadan yapılmış Kriyopresipitat AHF donmuş durumda 1 yıla kadar saklanabilir.. 
    • Bağış yapıldıktan sonraki 24 saat içinde granulositler  (beyaz kan hücreleri) hastaya nakledilmelidir.
  • Kan Grubu Tayini

    Kan grubu tayini, bireyin kanını kırmızı kan hücrelerinin (RBC-eritrosit) üzerinde bulunan belli antijenlerin varlığı veya yokluğu açısından test etmeyi içermektedir. ABO tip tayini, bu antijenlerden A ve B belirteçlerini (yüzey antijenlerini) belirler. Eritrositleri A antijenleri içerenlerin A grubu, B içerenlerin B, hem A hem de B antijenlerini içerenlerin AB, hiçbirini içermeyenlerin O grubu kan oldukları düşünülür.  Vücutlarımız eritrositlerimizde bulunmayan ABO antijenlere karşı antikorlar oluşturur. Bu nedenle yalnızca belli kan grupları olan kişilerden kan alabiliriz.

    AB kan grubu; genel alıcı olarak bilinir. Ancak taşıdığı antijenlere, diğer kan gruplarında antikor mevcut olduğu için pratikte uygulanmaz.

    O kan grubu; genel verici olarak bilinir. Diğer kan gruplarında bulunan antijenlere karşı taşıdığı antikorlar sebebiyle pratikte uygulanmaz.

    Başka bir önemli yüzey antijenine Rh faktörü denilmektedir. Eritrositlerinizin yüzeyinde Rh  varsa kanınız  Rh+ (pozitif), yoksa Rh-‘dir (negatif) .

    Temelde kullanılan kan nakil yöntemi alıcı ve verici kan gruplarının aynı olmasıdır. Kan gruplarının aynı olmasına rağmen; kan nakli öncesinde çapraz karşılaştırma (cross matching) adı verilen bir test yapılarak uygunluğuna karar verilir.

    Türk Kızılayı tarafından verilen rakamlara göre Türkiye’de kan gruplarının % dağılımı aşağıdaki gibidir:

    • A Rh-pozitif     % 36
    • O Rh-pozitif     % 29
    • B Rh-pozitif     % 16
    • AB Rh-pozitif   % 7
    • A Rh-negatif    % 5
    • O Rh-negatif   % 4 
    • B Rh-negatif    % 2
    • AB Rh-negatif  % 1

    Kan merkezlerinde vericilerden alınan kan ünitelerinin ABO ve Rh kan grupları belirlenir. ABO grupları iki aşamada ileri ve tersinir tipleme olarak gerçekleştirilir. Birinci aşamada bir kan örneği anti-A (A grubu kana karşı antikorlar içeren serum) ve anti-B (B grubu kana karşı antijenler içeren serum) serumuyla karıştırılır. Bu serumların herhangi birinin varlığında kan hücrelerinin birbirlerine yapışıp yapışmaması (aglütinat) kan grubunu belirler. İkincisi olan tersinir tiplemede hastanın serumu  A veya B grubunda olduğu bilinen hastanın serumuyla karıştırılıp aglütinasyon olup olmadığı gözlenir. Bu iki testin uyuşmasıyla kişinin kan grubu doğrulanır.
    Benzer şekilde Rh tiplemesiyle kişinin eritrositleri anti-Rh antikorları içeren antiserumla karıştırılır. Aglütinasyon oluşursa kan Rh-pozitiftir. Hiçbir reaksiyon gözlenmezse kan Rh-negatiftir. Anne ve karnındaki bebeği arasında uyuşmazlık söz konusu olabildiğinden Rh testi özellikle gebelik sırasında önemlidir. Anne Rh- negatif , ancak babası Rh- pozitifse, doğacak çocuk Rh antijeni için pozitif olabilir. Sonuçta  annenin vücudu bebeğin eritrositlerini parçalayan Rh’a karşı antikorlar geliştirebilmektedir. Rh antikorlarının gelişmesini önlemek için Rh pozitif kocası olan Rh negatif anne gebelik sırasında ve doğan bebek Rh-pozitifse doğumdan sonra Rh immünoglobülin enjeksiyonuyla tedavi edilir. 

    Uyumluluk Testi
    Belli bir ünite kanın belli bir hastaya güvenle nakledilebileceğini belirlemek için uyumluluk testi uygulanır. Bu testler ABO-Rh grubu tayinini (yukarıya bkz)., antikor taramasını ( alıcıda sorun yaratan beklenmedik eritrosit antikorları) ve çapraz eşleştirmeyi içerir. 
    A, B ve Rh’dan başka birçok antijen de mevcuttur. Ancak ne verici ne de alıcı bu diğer antijenler için rutin olarak test edilmezler. Hastaya daha önce kan nakli yapılmışsa veya bir gebelik geçirmişse bu diğer antijenlere karşı antikorlar geliştirmiş olabilirler. O halde gelecekte yapılacak kan nakillerinde vericinin o belirli antijeni bulundurmaması önemli olacaktır.  Aksi halde alıcı transfüzyon reaksiyonu geçirebilir. Hastanın serumu antijenik yapısı bilinen eritrositleri olan hasta serumuyla karıştırılarak yapılan antikor tarama testi sonucu böyle bir antikorun varlığı belirlenebilir. 
    Hastanın, vericinin hücreleriyle reaksiyona giren antikorlara sahip olup olmadığını belirlemek için çapraz eşleştirme yapılır. Reaksiyon oluşursa laboratuvar spesifik antikoru daha ayrıntılı araştıracak, hastanın antikoruyla eşleşen antijeni içermeyen vericinin kan ünitelerini belirleyecektir. Bu kan ünitesi güvenli bir eşleştirme olduğunu doğrulamak için test edilecektir. 

    Kan grubunuza tam olarak uyan kanın nakil yapılması ideal olur. Ancak acil durumlarda size O grubu eritrosit hücreleri nakledilebilir. Bu nedenle kan grubu O olan (özellikle O Rh-negatif) insanlara “genel vericiler” denilir. AB Rh-pozitif kan sahibi olanlara herhangi bir ABO grubundaki bireylerden eritrosit hücreleri nakledilebilir. Bu kişiler çoğu kez “genel alıcılar” olarak adlandırılır.

  • Riskler

    Kan bağışı yapmak veya bağış kanı almak riskli midir? Kan bankacılığıyla uğraşan uzmanlar kan bağışı yapmanın güvenli olduğu konusunda halka güvence vermektedirler. Her bir bağış işlemi için yeni ve steril bir iğne kullanılmaktadır. Bu nedenle kan bağışı yapmakla HIV veya  hepatit benzeri enfeksiyonları kapmazsınız.

    Ayrıca, vericiler, kan bağışlamadan önce sağlıklı oldukları ve bağış yaptıkları takdirde sağlıklarına zararlı  komplikasyonlara maruz kalmayacaklarını güvence altına almak için tarama testlerinden geçirilir.  Vericide işlem nedeniyle oluşan hafif yan etkiler; iğne girerken batma hissi, mide bulantısı, baş dönmesi, olasılıkla kan alınan yerde daha sonra oluşabilen bir parça morarmadan ibarettir. Çok seyrek olarak verici bayılabilir, kas spazmları geçirebilir veya sinir hasarı meydana gelebilir.

    Kan nakledilirken bazı riskler mevcuttur. Bazı kişiler bir enfeksiyon hastalığı kapabileceklerinden korkar. Ancak daha önce bu makalede belirtildiği gibi bağış kanı bulaşıcı hastalıklar  açısından titizlilikle taranmaktadır. Artık kan nakli nedeniyle enfeksiyon riski son derece düşüktür. (nakledilen 600.000 ünite kanın yaklaşık  1 ünitesinden hepatit B, 2 milyon ünite kanın ise 1 ünitesinden hepatit C bulaşmaktadır). ABO uyumsuzluğu ve transfüzyon reaksiyonları ise daha büyük bir kaygı nedenidir.

    Bir ünite kan nakledildiğinde alıcıda, vericinin  kırmızı kan hücrelerindeki ABO antijenlerine karşı antikorlar mevcutsa ABO uyumsuzluğu oluşur (örn: O grubu olan alıcıya A grubu kırmızı kan hücreleri nakledildiğinde). Kan nakledilen kişi yabancı kan hücrelerine karşı çok tehlikeli, hatta ölümcül bir bağışıklık reaksiyonu gösterebilir. ABO uyumsuzluğundan başka transfüzyon reaksiyonlarına neden olan başka uyumsuzluklar da mevcuttur.  Beyaz kan hücreleri, trombositler ve plazma proteinleri gibi başka kan bileşenleri üzerinde de antijenler oluşmaktadır. Bağışıklık sistemi  nakledilen kan hücrelerine saldırıp yok edecek ve hasta için ciddi yan etkilere neden olacaktır.

    Allerjik ve ateşli birkaç tip transfüzyon reaksiyonu mevcuttur.  Tedavi, reaksiyonun tipi ve hastadaki bulgulara göre düzenlenecektir (örn: allerjik reaksiyonların neden olduğu deri döküntüleri ve kaşıntıyı gidermek için antihistaminikler, ateşi düşürmek için asetaminofen kullanılabilir). Birçok transfüzyon reaksiyonu farkına varılmadan ve dolayısıyla bildirilmeden geçip gider.  Bin kan ürünü naklinden veya 400 kişiden birinde transfüzyon reaksiyonları bildirilmiştir. Bunların hemen hemen hepsi enfeksiyon nedenli komplikasyonlar olmayıp hatalı transfüzyon, aşırı volüm yüklenmesi, ateşli veya allerjik reaksiyonlardır. Transfüzyonla ilişkili akut akciğer hasarı ciddi ancak sık görülmeyen bir reaksiyondur. Hastada solunum sorunları gelişebilir ve vücut ısıları çok yükselebilir.

  • Kan ve bileşenleri

     Tam kan 
    Tam kan oksijenin dokulara taşınması için eritrositleri, enfeksiyonla savaşmak için lökositleri, pıhtılaşma için trombositler ve tam kanın sıvı kısmı olan plazmayı içerir. Tam kan verilmeden önce uyumluluk testinin yapılması gerekir.

    Eritrositler  (RBC)
    Plazmayı kan torbasında tam kandan ayırarak eritrosit süspansiyonu hazırlanır. Dokulara oksijen taşıması için eritrosit içeren bileşenler kullanılır. Verici eritrositlerinin alıcının plazmasıyla uyumlu olması gerekir. Transfüzyondan önce uyumluluk testinin yapılması gerekir.

    Taze donmuş plazma  (TDP)

    Tam kandan veya aferezle toplanan kandan  hazırlanır ve -18oC’de dondurulur.  Vericinin TDP’si alıcının eritrositleriyle uyumlu olmalıdır. TDP, proteinleri kusurlu veya eksik hastalar için plazma proteinlerinin kaynağı olarak işlev görür.  Aşağıdaki durumların tedavisinde TDP kullanılır.:

    • Birden fazla plazma pıhtılaşma faktörlerinin yerine konması gereken hastalarda ameliyat öncesinde veya kanayan hastalarda.
    • Klinik açıdan önemli pıhtılaşma yetersizliği olan yoğun kan nakli yapılmış hastalarda.
    • Warfarin (bir antikoagülan) tedavisindeki hastalarda kanama olduğunda
    • Trombositlerin fonksiyonunun yetersiz kaldığı veya mevcut olmadığı hastalarda nakil veya plazma değişimi için (trombotik trombositopenik purpura).
    • Belirli pıhtılaşma faktörü  yetersizliği olan hastaların tedavisinde herhangi bir spesifik koagülasyon konsantresi olmadığı durumlarda
    • Seyrek görülen plazma protein eksikliği olan hastaların tedavisinde

    Kriyopresipitatı Azaltılmış Plazma

    Kriyopresipitatı Azaltılmış Plazma, hızla dondurma, ardından çözündürme ve santrifüjleme işlemleriyle Taze Donmuş Plazmadan (TDP) hazırlanır. Bu işlemlerle Kriyopresipitat ortamdan uzaklaştırılr ve bu yolla plazma Faktör VIII, von Willebrand faktör (vWF) ve fibrinojenden arındırılmış olur. Diğer plazma proteinleri TDP’de bulunan konsantrasyonlardadır. Yine TDP gibi bu bileşen de alıcının eritrositleriyle uyumlu olmalıdır.

    AHF (Antihemofilik) kriyopresipitatı
    Taze Donmuş Plazmayı (TDP) çözündürüp presipitatını elde ederek AHF (antihemofilik faktör) kriyopresipitatı hazırlanmaktadır. AHF kriyopresipitatı pıhtılaşma Faktör VIII, Faktör XIII, fibrinojen, von Willebrand faktörü ve fibronektin içerir. Hemofili A ve von Willebrand hastalığında ikinci basamak tedavi olarak bu bileşen gereklidir. Fibrinojen yetersizliğiyle  ilişkili kanamanın kontrolü ve Faktör XIII eksikliğinin tedavisi için de kullanılmaktadır. AHF kriyopresipitatının transfüzyonu uyumluluk testini gerektirmemektedir. Tüm ABO grupları kabul edilebilir.

    Trombositler
    Bir trombosit ünitesi,  bir ünite Tam Kandan ayrıştırılmış ve az miktarda orijinal plazma içinde süspansiyon haline getirilmiş trombosit konsantresidir. Trombositler ayrıca, kendilerine özgü aferez (trombositoferez) yöntemiyle de elde edilebilirler. Uyumluluk testleri gerekli olmamasına rağmen verici trombositlerinin alıcının eritrositleriyle uyumlu olması tercih edilir.  ABO gruplarının tümü transfüzyon için kabul edilebilir. Normal hemostaz ( kanamanın kontrol altına alınması veya durdurulması, pıhtılaşma) için trombositler gereklidir. Dolaşımdaki trombosit düzeyleri kritik derecede azalmış veya trombositleri işlev görmeyen hastaların tedavisinde trombosit nakli gereklidir.

    Plazma Türevleri

    Faktör VIII  konsantresi

    Faktör VIII preparatları insan plazmasından elde edilebildiği gibi rekombinan teknolojiyle de üretilebilir. Hamster faresi hücre dizinlerinden elde edildiği ve insanlardaki enfeksiyon hastalıklarını bulaştırmamaları nedeniyle rekombinan  Faktör VIII preparatlarının çok güvenli oldukları kabul edilir. Hemofili A hastalığının tedavisinde rekombinan  Faktör VIII preparatları tercih edilir. İnsan plazmasından elde edilen Faktör VIII konsantresi (antihemofilik faktör, AHF) flebotomiden hemen sonra dondurulmuş ve saklanmış insan plazmasının fraksiyonlanması yoluyla hazırlanmaktadır. Faktör VIII konsantresi orta-şiddetli derecede doğuştan Faktör VIII eksikliği olan hemofili A hastalarında kanama ataklarının tedavisi veya engellenmesi için gereklidir.

    Faktör IX konsantreleri

    • Rekombinan ve plazma türevli Faktör IX konsantreleri de bulunmaktadır
    • Yeni hemofili B tanısı konmuş hastalarda rekombinan Faktör IX tercih edilen tedavi şeklidir..
    • Genellikle hemofili B olarak bilinen Faktör IX eksikliği olan hastaların tedavisi için Faktör IX konsantreleri kullanılmaktadır.

    Albümin ve Plazma Protein Fraksiyonu

    • Albümin, tam kan veya plazmaferezle (plazmaya özgü aferez) elde edilen verici plazmasından elde edilir. Bu konsantre % 96 albümin, % 4 globülin ve diğer proteinlerden ibaret olup soğuk fraksiyonasyon işlemiyle hazırlanmaktadır. Bu ürünler viral hastalıkları bulaştırmazlar.
    • Plazma Protein Fraksiyonu (PPF) % 83 albümin ve % 17 globülin içeren benzer bir üründür.
    • Kan hacmi tehlikeli biçimde düşük (hipovolemik) ve kanlarında düşük konsantrasyonlarda protein bulunan (hipoproteinemik) hastalarda albümin kullanılmaktadır. PPF endikasyonları da aynıdır.

    İmmünoglobülin

    İmmünoglobülinler belli bazı hastalıklara karşı vücudu koruyan ve insan plazma havuzlarından elde edilen antikor preparatlarıdır.

    • Gamaglobülin ve spesifik hiperimmünglobülin preparatları da spesifik enfeksiyon etkenlerine veya toksinlere karşı yüksek titrelerde kullanılmaktadır (intramüsküler immunoglobulin -IMIG). Bu intramüsküler ürünler esasen hastalıktan korunma veya profilaksi için verilmektedir.
    • Damar içi yolla verilen gamaglobülin preparatları (IVIG), infüzyonlarından hemen sonra pik düzeylere ulaşan bir etki mekanizmasına sahiptir.
    • Belli bazı hastalıklara maruz kalmış duyarlı kişilere pasif antikor profilaksisi sağlamak üzere, ayrıca birincil immün yetmezlik durumlarında bir yedekleme tedavisi olarak  immünoglobülin preparatları  kullanılabilir.

    Yapay Hacim Genişleticiler

    Yapay hacim genişleticiler üreticiler tarafından imal edilmiş ve insan kanından türetilmemiş çözeltilerdir. Kan naklinin oksijen taşıma kapasitesi gibi yararlarına gereksinme duymayan, ancak vücut sıvı hacimlerinin artırılmasına ihtiyaç duyan hastalara bu çözeltiler damar içi yolla verilebilir.

    • Normal salin (serum fizyolojik) ve Ringer Laktat gibi çözeltiler plazma ile uyumludur. Normal salin yalnızca sodyum ve klorür iyonlarını, Ringer laktat ayrıca potasyum, kalsiyum ve laktat  iyonlarını içermektedir. Normal salin ve Ringer Laktat gibi çözeltiler kılcal damarların zarlarını hızla geçtiklerinden plazma hacmini geçici olarak genişletmektedirler.
    • Dextran ve hidroksietil nişastadan (HES)hacim genişletmek için kullanılan çözeltilerdir. Hem Dextran hem de HES hemorajik  şokta (aşırı kan kaybına bağlı şok) ve yanıkların tedavisinde yararlı hacim genişleticileridir.

    Kanın İşlenmesi

    Lökositleri azaltılmış kan ürünleri

    Kan ürününden beyaz kan hücrelerinin (lökositler) çıkartılmasıyla oluşturulur. Lökositleri çıkartılmış kan ürünlerinin atılmasıyla bu ürün tipi hazırlanır. Lökositleri azaltılmış kan ürünleri (eritrositler, trombositler) yinelenen ateşli transfüzyon reaksiyonları geçiren hastalar için gereklidir.  Bu ürünlerin kullanılmasının HLA antikorlarının (lökositlerde saptanan İnsan Lökosit Antijenlerine karşı oluşturulmuş antikorlar) oluşumunu azalttığı gösterilmiştir. Ayrıca, kan nakliyle taşınan CMV (sitomegalovirüs) riskini de azaltmıştır.

    Işınlanmış kan ürünleri

    Gama ışınları veya X-ışınlarına maruz kalmış kan ürünleridir. Bu süreç  kan nakliyle ilişkili olarak alıcı hücrelerine karşı  immün yanıt oluşturan verici kanındaki lökositlerin neden olduğu  grefte karşı konakçı hastalığını  (TA-GVHD) önler. Işınlama, verici lökositlerinin alıcıda çoğalmasını ve TA-GVHD ‘nın komplikasyonlarını önler. Bağışıklık sistemleri risk altındaki hastalarda ışınlanmış kan ürünlerinin kullanılması gerekir.

Makale Kaynakları

NOT: Bu makale burada alıntılanan kaynaklardan yararlanan araştırmalarla birlikte Lab Tests Online Editörler İnceleme Kurulununtoplu deneyimlerine dayanmaktadır. Bu makale periyodik olarak Editörler Kurulu tarafından gözden geçirilmekte ve inceleme sonucu güncelleştirilebilmektedir.  Alıntı yapılan yeni kaynaklar listeye eklenecek ve kullanılan orijinal kaynaklardan ayırt edilecektir.

Kay R. Gregory, MS MT(ASCP)SBB

U.S. Food and Drug Administration. 13 Dec 2006. FDA approves first test to screen blood donors for Chagas' disease (FDA News press release). Rockville, Md. Available online at http://www.fda.gov/bbs/topics/NEWS/2006/NEW01524.html through http://www.fda.gov. Accessed Feb 2007.

AABB—Blood Donation Frequently Asked Questions (Online information—accessed February 2007). Available online at http://www.aabb.org/Content/Donate_Blood/Blood_Donation_FAQs/donatefaqs.htm through http://www.aabb.org.

American Cancer Society. Possible Risks of Blood Product Transfusions, Transfusion related acute lung injury. (Online information—accessed February 2007). Available online through http://www.cancer.org.

American Cancer Society. Alternatives to Blood Transfusion, Volume Expanders (Online information—accessed March 2007). Available online through http://www.cancer.org.

AABB Technical Manual. 15th ed. Brecher M, ed. Bethesda, AABB: 2005.

Henry’s Clinical Diagnosis and Management by Laboratory Methods. 21st ed. McPherson R, Pincus M, eds. Philadelphia, Saunders, Elsevier: 2007.