Diğer Adları
Diyabet
Şeker hastalığı
Bu makalenin en son gözden geçirilme tarihi
Bu makalenin en son değiştirilme tarihi 10 Temmuz 2017.

Nedir?


Diabetes mellitus, hastada  insülin imal etme ve/veya kullanma  yetisinin bulunmamasıyla karakterize, kan şekeri (glukoz) düzeylerinde  yükselmeye yol açan bir rahatsızlıklar grubuna  verilen isimdir. Hastalık belirtileri diabetes mellitus'a benzemekle birlikte farklı bir nedeni olan ve daha seyrek görülen diabetes insipidus  ile karıştırılmamalıdır. İkisi de özdeş, çıkartılan idrar miktarında artış anlamına gelen " diabetes" terimini paylaşmalarına rağmen yalnız başına kullanıldığında diabetes terimi sıklıkla diabetes mellitus'u ifade ettiği gibi bu makalede de bu şekilde kullanılacaktır.

Diyabet, insülin ile glukoz arasındaki normal dengeyi bozmaktadır. Bir öğünden sonra karbonhidratlar genellikle glukoz ve başka basit şekerlere parçalanmaktadır. Bu süreç kan şekeri düzeylerinin artmasına ve pankreası uyararak kan dolaşımına insülin salmasına neden olur.

İnsülin pankreasta beta hücreleri  tarafından üretilen bir hormondur. Glukozun vücuttaki hücrelerin büyük bir bölümüne taşınmasını düzenler ve başka bir pankreas hormonu olan glukagonla birlikte kan şekeri düzeylerini dar bir aralıkta tutar. İnsülin yetersiz veya etkisizse veya vücudun hücreleri etkilerine karşı dirençliyse (insülin direnci) kan dolaşımında glukoz yüksek düzeylerde kalırken vücudun hücreleri "açlıktan'' kıvranmaktadır. Bu durum insülin yetersizliğinin şiddet derecesine bağlı olarak hem akut hem de kronik sorunlara neden olabilmektedir. Vücut içindeki dokuların çoğu enerji üretimi için kan şekerine bağımlıyken, birkaçı dışında-beyin ve sinir sistemi gibi- hepsi tamamen insülin aracılı glukoz nakline güvenmektedir.

Şiddetli hiperglisemi acil bir tıbbi durum olabilir.  Vücut idrar yapma sıklığını artırıp, sistemi "yıkayarak,"  aşırı glukozu vücuttan atmaya çalışır. Bu süreç dehidratasyona (vücudun susuz kalmasına) yol açtığı gibi idrarla sodyum ve potasyum kaybolduğu için vücudun elektrolit dengesi bozulur. Ağır insülin yetersizliği çeken hücreler glukoza kavuşamadığından vücut yağ asitlerini metabolize ederek alternatif bir enerji kaynağı sağlamaya çalışabilir. Bu daha az verimli süreç, ketonların birikmesine yol açar ve vücudun asit-baz dengesini bozarak ketoasidoz olarak bilinen  bir duruma neden olabilir. Kontrol altına alınmazsa bu ağır kan şekeri yüksekliği  vücudun ciddi biçimde susuz kalmasına, bilinç kaybına, hatta ölüme yol açabilmektedir.

Başlangıçta hasta  zamanla yükselen ve uzun süre yüksek düzeylerde kalan kan şekeri değerlerinin farkında olmayabilir. Vücut, kan şekeri miktarını insülin üretimini artırarak ve gukozu idrarla atarak kontrol etmeye çalışır.  Vücut yüksek kan şekeri düzeylerini artık kompanse edemediğinde genellikle hastalık belirtileri ortaya çıkmaya başlar. Kronik hiperglisemi  vücutta kan damarları, sinirler ve organlarda uzun süreli hasara neden olabilmekte, böbrek yetmezliği, görme kaybı, inmeler ve kalp-damar hastalığına yol açabilmektedir. Diyabet yine sıklıkla bacaklarda dolaşım sorunlarına yol açmaktadır. Yüksek kan şekeri düzeyinin sağlığa zararı giderek artar. Bu zarar hasta diyabetli olduğunun farkına varmadan başlayabilir. Rahatsızlık ne kadar çabuk saptanır ve tedavi edilirse, komplikasyonları en alt düzeye indirme şansı da o kadar artar.

Üç Tip 

Tip 1, 2 ve gebelik (gestasyonel) diyabeti olmak üzere başlıca üç tip diyabet mevcuttur. İnsülin imal eden beta hücreleri harabolduğu takdirde pankreas hastalığı  ve/veya hasarı diyabete neden olabilmektedir.

Eskiden insüline bağımlı veya jüvenil diyabet olarak adlandırılmış  tip 1 diyabet diyabet olgularının yaklaşık % 10'unu oluşturmaktadır. Tip 1 diyabet tanısı konanların çoğu 30 yaşın altındadır.  Hastalık belirtileri sıklıkla ansizın gelişir ve tanı sıklıkla acil serviste konur. Hasta ciddi derecede rahatsız, hatta komada  olabilir; kan şekeri ve keton düzeyleri (ketoasidoz) yükselmiştir. Tip 1 diyabet hastaları çok az (veya hiç) insülin üretirler. Tanı konduğunda mevcut insülin üreten beta hücreleri genellikle 5-10 yıl içinde tamamen yok olacak ve hastayı yaşaması için tamamen insülin enjeksiyonlarına bağımlı hale getirecektir.

Tip 1 diyabetin nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte ailevi diyabet öyküsü, pankreasa zarar veren  virüsler, vücudun kendi bağışıklık sisteminin beta hücrelerini yok eden otoimmün süreçlerin  hepsinin bir rolü olduğu düşünülmektedir. Tip 1 diyabetikler diğer diyabetiklere göre daha çabuk ciddi tıbbi komplikasyonlara sahip olabilmektedir. Örneğin, tip 1 diyabeti olanların yaklaşık % 40'ında 50 yaşına doğru böbrek yetmezliğine yol açan ciddi böbrek sorunları gelişecektir.

Eskiden  insüline bağımlı olmayan veya erişkin başlangıçlı diyabet olarak bilinen Tip 2 diyabetli kişiler kendi insülinlerini üretmekle birlikte, insülin üretimi ya gereksinmelerini karşılayacak miktarda değildir ya da vücutları insülinin etkilerine direnç kazanmıştır. Tanı sırasında tip 2 diyabetliler sıklıkla yüksek kan şekeri ve insülin düzeylerine  sahip olmalarına rağmen hiç hastalık belirtisi vermeyeceklerdir. Diyabet olgularının yaklaşık % 90'ı tip 2 diyabet hastasıdır. Genellikle yaşamın ileri evrelerinde, obezlerde, hareketsiz yaşam tarzı sürenler ve 45 yaş üstünde oluşmaktadır. Risk faktörleri:

Gün geçtikçe insanlar daha fazla obez oldukları ve yeterince düzenli egzersiz yapmadıkları için Tip 2 diyabet tanısı konanların sayısı artmaya devam etmekte ve daha genç yaşlarda Tip 2 diyabet gelişmektedir. Gebelik diyabeti (gestasyonel diyabet)  bazı gebelerde, genellikle gebeliklerinin son dönemlerinde görülen bir hiperglisemi tipidir. Nedeni bilinmemekle birlikte plasentadaki bazı hormonların annede insüline direncini artırarak  kan şekeri düzeylerinin yükselmesine neden olduğu düşünülmektedir. Kadınların çoğu gebeliklerinin 24.-28. haftaları arasında gebelik diyabeti açısından  taranmaktadır.  Gebelik diyabeti saptandığı halde ele alınmamışsa bebeğin normalden daha kilolu olma, düşük kan şekeri düzeyiyle vaktinden önce doğma  ihtimali mevcuttur. Gebelik diyabetiyle ilişkili hiperglisemi genellikle bebeğin doğumundan sonra geçmekle birlikte hem gebelik diyabeti tanısı konmuş kadınlar hem de bebekleri eninde sonunda Tip 2 diyabet geliştirme riski altındadır. Gebeliği sırasında diyabete yakalanmış bir kadın daha sonraki gebeliklerinde de sıklıkla diyabet hastalığı geçirecektir.

Prediyabet   bozulmuş açlık kan şekeri veya glukoz toleransı için kullanılan yeni bir terimdir. Normalden daha yüksek olmakla birlikte diyabet tanısı koyduracak kadar yüksek olmayan kan şekeri (glukoz) düzeyleriyle  karakterizedir. Genellikle prediyabeti olanlarda herhangi bir belirti olmamakla birlikte kan şekeri düzeylerini düşürmek için hiçbir şey yapılmazsa yaklaşık 10 yıl içinde diyabet geliştirme riski altına gireceklerdir.  Uzmanlar Tip 2 diyabet risk faktörlerinden herhangi birine sahip bir kişinin prediyabet açısından test edilmesini önermektedir.

Belirtiler ve bulgular

  

Diyabetin bulguları ve belirtileri kan şekeri yüksekliği (hiperglisemi), kan şekeri düşüklüğü (hipoglisemi)  ve diyabet komplikasyonlarıyla ilişkilidir. Komplikasyonlar lipit üretimi, vasküler, mikrovasküler ve organ hasarı (örn: böbrek (diyabetik nefropati), sinir (diyabetik nöropati) ve göz (diyabetik retinopati) ve/veya diyabet nedenli daha yavaş iyileşme süreciyle ilişkili olabilir. Tip 1 diyabetlilere sıklıkla hastaneye yatışı gerektiren akut ve şiddetli hastalık belirtileriyle tanı konmaktadır. Prediyabet, erken evre Tip 2 diyabet ve gebelik diyabetinde genellikle hiçbir bulgu saptanamaz.

Hiperglisemili tip 1 ve 2 diyabetin belirtileri

  • Susuzluk hissinde artış
  • İdrara çıkma sıklığında artış
  • İştahta artış  (tip 1 ile kilo kaybı da görülür)
  • Yorgunluk
  • Bulantı
  • Kusma
  • Karın ağrısı (özellikle çocuklarda)
  • Bulanık görme
  • Yavaş iyileşen enfeksiyonlar
  • Ayaklarda uyuşma, karıncalanma ve ağrı
  • Erkeklerde sertleşme sorunları
  • Kadınlarda adetten kesilme
  • Hızlı soluma (akut)
  • Azalan bilinçlilik durumu, koma (akut)

Yaklaşan hipogliseminin belirtileri: 
Yanlışlıkla çok fazla insülin enjeksiyonu, yeterince yemek yememe veya yemek için çok uzun süre beklemek, zorlu egzersizler yapma, "kırılgan" diyabette görüldüğü gibi kan şekeri düzeylerinde oynamalar şeker hastalarında geçici olarak kan şekeri düzeylerinin düşmesine neden olabilmektedir. Hızla bilinç kaybına ilerleyebildiğinden hipoglisemiye fark edilir edilmez müdahale etmek gerekir. Belirtileri:

  • Ani şiddetli açlık hissi
  • Baş ağrısı
  • Kaygılanma
  • Terleme
  • Bilinç bulanıklığı
  • Titremeler
  • Güçsüzlük
  • Çift görme
  • Ani kasılmalar
  • Koma

Testler

Bir diyabetli için glukoz (kan şekeri)  testi en önemli testlerden biridir. Diyabet taraması yapmak, diyabet ve prediyabet tanısı koymak için açlık kan şekeri (AKŞ) düzeyinden yararlanılır.  Genellikle düzenli  fizik muayenenin bir bölümü olarak gerçekleştirilir. Kişide diyabeti düşündüren belirtiler varlığında veya kişi akut  bir rahatsızlıkla acil servise geldiğinde rutin olarak bu test istenir.

Amerikan Diyabet Derneğine (American Diabetes Association) göre diyabet ve prediyabet tanısı için açlık kan şekeri (AKŞ) , oral glukoz tolerans testi (OGTT) veya bir HbA1c testi kullanılabilir. Her testin avantajları, dezavantajları ve kısıtlamaları mevcuttur. Örneğin AKŞ testi 8 saat aç kalmayı gerektirmektedir. OGTT,  hastanın açlık kan şekeri testinden geçmesini, ardından sistemlerini "zorlamak" için standart miktarda glukoz çözeltisi içmesini, 2 saat sonra yeniden başka bir kan şekeri testinden geçmesini gerektirir. HbA1c testinde insanların 8 saat aç kalması veya birkaç saat için birçok kan numunesinin alınması gerekmediği gibi herkes için bu test önerilmemektedir. Gebe kadınlarda, yakın zamanda ağır kanama veya kan nakilleri geçirmiş kişilerde, kronik  böbrek veya  karaciğer hastalığı, demir eksikliği anemisi, B12 vitamini eksikliğine  bağlı anemi ve hemoglobin variyantları gibi kan hastalıkları olan kişilere diyabet tanısı konması için bu test kullanılmamalıdır. Ayrıca, diyabet tanısı ve tarama testi olarak yalnızca  kabul görmüş ve bir laboratuvar yöntemiyle standardize edilmiş HbA1c testleri kullanılmalıdır. Halen doktor ofisinde veya hasta başında yapılan testler tanı amaçlı kullanılmayacak kadar değişken olmakla birlikte  tedaviyi (yaşam tarzı ve ilaç tedavileri) takipte kullanılabilir.

İlk test sonuçları anormalse diyabet tanısını doğrulama amacıyla testin tekrar edilmesi gerekir. Gebelik diyabeti tanısı genellikle bir şeker yükleme tarama testiyle konur. Tarama testlerinin sonuçları normal değilse OGTT testi yapılır.

Bazen bir fizik muayene sırasında kan şekeri, protein ve ketonlar için rastgele alınan idrar numuneleri  test edilir. İdrar numunesinde glukoz ve/veya protein ya da ketonlar tespit edilirse hastada ele alınması gereken bir sorun var demektir. Bu bir tarama testi olup hasta takibi için yeterince duyarlı bir test değildir.

Şeker hastaları, glukoz değerlerinin  normalden ne kadar yüksek veya düşük olduğunu belirlemek, doktorlarının önerilerine göre ilaçlarında ne gibi değişiklikler yapmaları gerektiğini anlamak için  kan şekeri düzeylerini sıklıkla günde birkaç kez kontrol etmek zorundadır. Bunu hastalar kendi başlarına evde glukometre cihazı (küçük bir glikoz ölçüm cihazı) ile yapabilir.

Tarama testi ve tanısal test olarak kullanılmaktan başka hemoglobin A1c veya glikohemoglobin de denilen A1c testi tip 1 ve 2 diyabet  hastalarını takip açısından da yılda birkaç kez istenmektedir. Son 2-3 ay kanda mevcut ortalama glukoz miktarını ölçtüğü gibi doktora hastanın zamanla kan şekeri düzeylerini kontrolde tedavi planının nasıl işlediği konusunda yardımcı olur.

Mikroalbümin (sıklıkla spot (anlık) idrarda mikroalbümin/kreatinin oranı) idrardaki çok düşük miktarlardaki proteini (mikroalbüminüri) ölçen bir testtir. Böbrek hastalığının çok erken evrelerinin bir bulgusudur. Mikroalbümin genellikle yılda bir ölçülmektedir.

Acil servise şiddetli hiperglisemiyi düşündüren bulgularla gelen veya ketoasidoz tedavisi görenleri takip için idrar ve/veya serum keton testleri istenebilir. Vücutta insülinin etkinliğinde azalma olduğunda vücutta ketonlar birikebilir.

Diyabeti takip etmek, organ fonksiyonlarını değerlendirmek ve ortaya çıkan komplikasyonları saptamak için birkaç başka laboratuvar testi de kullanılabilir. Bu testler:

Böbrek fonksiyonlarını takip için:
Kreatinin klirensi , GFR, EGFR Komple Metabolik panel, BUN,  Kreatinin , Sistatin C

Kolesterol ve diğer lipitleri takip için:
 Kolesterol , HDL kolesterol , LDL kolesterol , Trigliseritler, Lipit profili

İnsülin üretimini takip için:
Insülin, C-Peptit

Tedavi

Tip 1 diyabeti önlemenin hiçbir yöntemi olmamasına rağmen tip 2 diyabet geçirme riski aşırı kilolardan kurtularak, egzersizle, kısıtlı yağ içerikli sağlıklı diyetle beslenerek büyük ölçüde azaltılabilir. Prediyabetik durumları tanımlayarak ve kan şekeri düzeylerini normalleştirerek tip 2 diyabeti önleyebilir veya ortaya çıkmasını birkaç yıl geciktirebilirsiniz. Kan şekerinin normalleştirilmesi damar ve böbrek hasarlanmasını minimal düzeye indirebilir.

Halen diyabette iyileşme sağlanamakla birlikte insülin üretimini potansiyel olarak yerine koymanın bir yolu olarak beta adacık hücrelerinin nakliyle kısıtlı başarı elde edilmiştir.  Diyabet tedavisinin hedefleri kan şekeri düzeylerini normale yakın düzeylerde tutmak ve ortaya çıkan herhangi bir ilerleyici damar hastalığı veya organ hasarını iyileştirmektir.

Tanı konduğu anda yapılacak diyabet tedavisi süregelen tedaviden biraz farklıdır. Tip 1 diyabetliler sıklıkla çok yüksek kan şekeri düzeyleri , elektrolit dengesizliği, diyabetik ketoasidoz ve belirli bir derecede böbrek yetmezliği durumunda iken akut olarak tanı  konur.  En kötü olgu senaryosunda hastalar bilinçlerini kaybetmiş, koma durumunda olabilirler. Acilen hastaneye yatışı ve vücudun normal dengesini sağlaması için uzman tedavisini gerektiren ciddi bir durumdur.

Hastalığın başlangıç belirtilerini gözardı ettikleri, süregelen tedavilerini ihmal ettikleri zaman veya  kalp krizi, inme  veya bir enfeksiyon gibi ciddi bir strese maruz kaldıklarında tip 2 diyabetlilerde bazen bir ölçüde benzer bir durumla karşılaşabilirler. Çok yüksek kan şekeri düzeyleri ve dehidratasyon  birbirlerini etkileyerek hastada güçsüzlük, bilinç bulanıklığı , kasılmalar ve hiperglisemik hiperosmolar komaya yol açarlar. Bu durum da acilen hastaneye yatışı gerektiren ciddi bir durumdur.

Süregelen diyabet tedavisi her gün kan şekeri takibi ve kontrolünü, sağlıklı ve planlı beslenmeyi ve düzenli egzersizi (kan şekeri düzeylerini düşürmek, vücudun insüline duyarlılığını artırmak ve kan dolaşımını hızlandırmak) içerir. Doktorunuz veya diyabet eğitmeninizle birlikte çalışmak, mikroalbümin ve  hemoglobin A1c gibi izlem testlerini de içeren düzenli kontroller (yılda birkaç kez) ve komplikasyonlar için acil bakım önemlidir. Olası komplikasyonlar:

  • Yara enfeksiyonları, özellikle ayaklarda- İyileşmeleri zaman alan bu yaralar gerekli müdahele yapılmazsa eninde sonunda ampütasyona yol açabilmektedir. Sıklıkla agresif ve uzman işi önlemler gerekir. 
  • Diyabetik retinopati göz hasarına, retina dekolmanına ve körlüğe yol açabilir. Retinayı yeniden yerine yerleştirmek için sıklıkla lazer cerrahisi kullanılabilir
  • Sıklıkla  antibiyotik tedavisine dirençli  idrar yolu enfeksiyonları oluşabilir. Gecikmiş veya yetersiz tedavi böbrek hasarına yol açabilir veya durumu ağırlaştırabilir. 

Tip 1 diyabet hastaları kan şekeri düzeylerini kontrol etmeli ve günde birkaç kez kendilerine insülin iğnesi yapmalıdır (İnsülinin ağızdan alınan şekli yoktur. İnsülin midede parçalandığından deri altı enjeksiyonu şeklinde uygulanmalıdır) Hastanın yediği öğünlerin miktarı ve aktivite düzeylerine göre enjekte edilecfek insülinin  miktar ve tipi ayarlanmalıdır. Bazıları hızlı ve kısa etkili, diğerleri ise geç ve uzun etkilidir.

Tip 1 diyabet hastalarının çoğu gereksinmelerini karşılamak için insülin kombinasyonları kullanmaktadır. Bu durumda kontrolü sürdürmek bazen zorlaşabilir.  Stres, rahatsızlıklar ve enfeksiyonlar gerekli insülin miktarını değiştirebilir. Bazı tip 1 diyabet hastaları kan şekerlerinin kontrolünü sağlamakta zorlanır. Kan şekeri düzeyleri gün boyu hızlı oynamalar gösterir.  Birçok tip 1 diyabetli insülin pompaları taşımaya başlamıştır. Bu pompalar bel hizasında taşınan programlanabilir cihazlardır. Gün boyunca deri altındaki bir iğne yardımıyla, normal insülin salgılanmasını daha yakından taklit ederek  vücuda azar azar insülin verirler.  Başka bir komplike edici faktör de tip 1 diyabetlilerin zamanla insüline karşı antikorlar geliştirebilmesidir.  Vücutları enjeksiyonları bir "saldırı" olarak tanımlamaya başlar ve insülini yok etmeye uğraşır. Sonuçta, ya daha yüksek dozlara veya farklı tipte insüline geçilmesi gerekir.

 Tip 1 diyabetikler çok fazla insülin enjekte ederler, uzun müddet yemek yemezlerse veya gereksinmeleri beklenmedik biçimde değişirse  sorunlarla karşılaşabilirler. Yanlarında glukoz tabletleri veya şekerlemeler taşımalı, ilk  hipoglisemi  belirtilerinde bunları almalıdırlar. Hastanın hipoglisemisi oral glukoza yanıt vermiyorsa veya hasta bilincini kaybettiğinde başkalarının ilacını vermesi gerekiyorsa yanlarında glukagon enjeksiyonlarını (karaciğeri uyararak glukoz salımını sağlayan) taşımaları da  önerilir.  Diyabetik ketoasidoz veya böbrek yetmezliği gibi akut hastalıklar hastaneye yatışı gerektirmektedir.

Tip 2 diyabetikler genellikle kan şekerlerini günde birkaç kez kontrol ederler. Tip 2 diyabetik hastaları kan şekeri düzeylerini diyet ve egzersizle kontrol altında tutabilenler, oral yolla ilaç alabilenler ve günlük insülin enjeksiyonlarına gerek duyanlar olarak tedavide birbirlerinden ayrılırlar.  Birçok hasta hastalığı ilerledikçe bu evreleri geçirecektir. Mevcut oral ilaçlar üç kategoride incelenir: daha fazla insülin üretmeleri için pankreası uyaranlar, vücudu üretmekte olduğu insüline karşı daha duyarlı hale getirenler ve midede karbonhidratların emilimini yavaşlatanlar (kan şekerinde öğün sonrası artışı yavaşlatanlar.). Tip 2 diyabetikler, kan şekeri kontrolünü sağlamak  için sıklıkla bu ilaçlardan  ve/veya insülin enjeksiyonlarından iki veya daha fazlasını alırlar.

Gebelik diyabetinde potansiyel anne adayının değişik bir diyet uygulaması, düzenli egzersiz yapması, doktorunun önerdiği sıklıkla kan şekeri düzeylerini kontrol etmesi gerekir. Daha fazla kontrol gerektiğinde insülin enjeksiyonları yapılacaktır (bu sırada ağızdan alınan diyabet  ilaçları kullanılmaz) Genellikle doğumdan sonra diyabetik durum geçmesine rağmen kadın yüksek bir tip 2 diyabet geçirme riski altında olduğundan ardışık gebeliklerde dikkatle izlenmelidir. Doğumdan hemen sonra tip 2 diyabetlinin bebeği hipoglisemi veya solunum sıkıntısı belirtileri açısından izlenecektir.

İlgili Sayfalar

Bu internet sitesinde:
Testler: Glukoz , Insülin, C-Peptit, Mikroalbümin, HbA1c, Sistatin C, Kreatinin Klirensi , eGFR, HDL kolesterol, Trigliseritler, Komple Metabolik Panel, Lipit profili, Kolesterol, LDL kolesterol, Diyabet  otoantikorları, Kan ketonları
Hastalıklar: Böbrek Hastalıkları, Pankreas Hastalıkları, Kalp Hastalığı , Kalp Krizi,  İnme, Metabolik Sendrom, Asidoz ve Alkaloz
Tarama: Diyabet - Çocuklar (2-12), Onlu yaşlarda (13-18) Genç Erişkinler(19-29), Erişkinler (30-49), Erişkinler (50 ve üzeri)

Başka internet sitelerinde
Personal Diabetes Test Scheduling Reminder
NIDDK: National Diabetes Information Clearinghouse
NIDDK: What I Need to Know About Gestational Diabetes
Centers for Disease Control and Prevention: Diabetes Public Health Resource
U.S. Food and Drug Administration: Diabetes Information
American Diabetes Association
Diabetes Care Group: Insulin Chart
UCSF Diabetes Education Online

Makale kaynakları

DİKKAT : Bu makale burada alıntılanan kaynaklarla birlikte Lab Tests Online Editöryal İnceleme Kurulunun  toplu deneyimlerine dayanmaktadır.  Bu makale belli aralıklarla Editörler Kurulu tarafından gözden geçirilmekte olup  inceleme sonucu güncelleştirlebilmektedir. Alıntı yapılan her yeni kaynak listeye eklenecek ve kullanılmış orijinal kaynaklardan ayırt edilecektir.

 

Thomas, Clayton L., Editor (1997). Taber's Cyclopedic Medical Dictionary. F.A. Davis Company, Philadelphia, PA [18th Edition].

Pagana, Kathleen D. & Pagana, Timothy J. (2001). Mosby's Diagnostic and Laboratory Test Reference 5th Edition: Mosby, Inc., Saint Louis, MO.

(1995-2004). Diabetes Mellitus. The Merck Manual of Medical Information-Second Home Edition [On-line bilgiler]. http://www.merck.com/mmhe/sec13/ch165/ch165a.html?qt=Diabetes&alt=sh http://www.merck.com.

(Ocak 2005 . Diagnosis of Diabetes. National Diabetes Information Clearinghouse, NIH Publication No. 05-4642 [On-line bilgiler]. http://diabetes.niddk.nih.gov/dm/pubs/diagnosis/index.htm http://diabetes.niddk.nih.gov. İnternete yeniden giriş tarihi: 20/2/08.

All About Diabetes. American Diabetes Association [On-line bilgiler ]. http://www.diabetes.org/about-diabetes.jsp http://www.diabetes.org. İnternete yeniden giriş tarihi: 20/2/08.

National Diabetes Fact Sheet. Centers for Disease Control [On-line bilgiler]. http://www.cdc.gov/diabetes/pubs/factsheet.htm http://www.cdc.gov.

Jonnalagadda, S. (19 Şubat 2004 ). Serum ketones. MedlinePlus Medical Encyclopedia [On-line bilgiler ]. http://www.nlm.nih.gov/medlineplus/ency/article/003498.htm.

Magee, C. (Güncelleştirme tarihi 9 Aralık 2005). Ketones - urine. MedlinePlus Medical Encyclopedia [On-line bilgiler] http://www.nlm.nih.gov/medlineplus/ency/article/003585.htm.

(2003). Ketone testing. National Academy of Clinical Biochemistry, Laboratory Medicine Practice Guidelines [On-line bilgiler ]. İndirilebilir PDF formatı için: http://www.nacb.org/lmpg/diabetes/5_diabetes_keytone.pdf#search='%2C%20ketone%20diabetes' http://www.nacb.org.

National Diabetes Information Clearinghouse: National Diabetes Statistics (2005). http://diabetes.niddk.nih.gov/dm/pubs/statistics/ thttp://diabetes.niddk.nih.gov.

U.S. Preventive Services Task Force. Recommendations and Rationale: Screening for Gestational Diabetes Mellitus (Şubat  2003). http://www.ahrq.gov/clinic/3rduspstf/gdm/gdmrr.htm http://www.ahrq.gov.

American Diabetes Association. Executive summary: standards of medical care in diabetes-2010. Ocak  2010. Diabetes Care 33: S4-S10.

(Ocak 2010) The Endocrine Society Statement on the use of A1c for Diabetes Diagnosis and Risk Estimation. İndirilebilir PDF formatı için: http://www.endo-society.org/advocacy/upload/TES-Statement-on-A1C-PDF formatı:http://www.endo-society.org. İnternete giriş tarihi:  Ocak 2010.